Gece oldu.

Yeni Ay battı.

Dağların arkasına gitti, şimdi başka yerleri dolaşacak. Başka dağlardan ve denizlerden batacak ve başka insanlar da görecek onu.

Ay dünyanın etrafını dolaşacak. Dünya da güneşin etrafında dönecek. Ay dünyanın peşinde dünya da güneşin peşinde… Dünya biliyor ki güneşe yaklaşırsa yanacak, ay onu güneşten uzak tutacak kendine çekecek. Yanmaktan koruyacak. Dünya, Ay’da görecek güneşin ışığını. Işık, Ay’da yansıyacak. Ay böylece Kendini bu Nur ile dünyaya gösterecek. Bir yanımız ay bir yanımız güneş. Devran böyle dönecek.

Bir masal gibi değil mi hayat! Bir varmış bir yokmuş. Ay batmış güneş doğmuş güneş batmış ay doğmuş. Dünyaya bir Işık olmuş.

Ve o Işık dünyaya doğmuş.

Evet adı Işık. Küçük belikleri var ve tombul yanakları. 3. sınıfa gidiyor. Elinde bir yastıkla sokak başında karşılaştık.

Nereye götürüyorsun yastığı dedim. Okula dedi.

Okulda ne yapacaksın bu yastığı, dedim. Uykum gelirse uyuyacağım dedi. Şaşırdım. O ise yoluna devam etti. Arkasından baktım öylece. Güldüm kendi kendime… Uyuyacak mı! dedim.

Işık diye adı yazıyordu çantasının arkasında. İspirtolu kalemle lacivert renkte büyük harflerle. İşte o an anlamalıydım bir ışık olacağını karanlık hayatıma.

Sabah alelacele çıktım evden. İşe geç kalıyordum. Bugün öğrencilere sınav yapacaktım.

Sınıfa girdim; bir de ne göreyim Işık oturuyordu üçüncü sırada. Merhaba dedim. Senin sınıfın burası mı?

Evet dedi.

Yazılı yapacağız diyecektim ki büyük bir patlama sesiyle kendimi yerde buldum kulaklarım çınlıyordu her yer duman olmuştu çığlık sesleri bağrışmalar, ağlama sesleri uğultuyla çınlıyordu kafamın içinde. Biri ayak bileğimden tuttu belli ki minik bir eldi yumuşacık… Bayılmıştım.

Gözümü bir hastanede açtım. Beyaz örtülerle kaplıydı her yer. Kafamı yana çevirdim bir kız çocuğu vardı elinde yastığını tutan, bana merhaba ben Işık dedi. Öldüm herhalde diye düşündüm. Sonra toparlayabildim olanları. Patlamayı. Okulun doğalgazından kaynaklandığını sonraları öğrendim.

Işık bana yastığını uzattı. Al, biraz sende kalsın belki uyumak istersin dedi. Yine güldüm içimden. Tebessümümü gizleyemedim. Aldım, teşekkür ettim. Ve başımın altına koydum.

Uykuya dalmışım…

Bir sandalyede oturuyorum. Sallanan bir sandalye ve gök yüzündeki yıldızları izliyorum. Yeni ay öyle güzel gözüküyor ki. Bu manzara bir mucize gibi bana. Çok şükür diyorum. Derin nefesler alıp havayı soluyorum. Nefes için de şükrediyorum. Ve herkes için bir mucize diliyorum. Mucizeye ihtiyacı olanlar için . Mucizeler kötüyü iyiye çevirirler diye düşünürken bir zil sesiyle irkildim. Kafamı bir kaldırdım ki zil çalmış teneffüse çıkıyor çocuklar. Çok şükür rüyaymış dedim. Üstümü başımı düzelttim hemen, öğretmen masasında bir öğretmenin uyuya kalması… Aman Allah’ım derken Işık yanıma yaklaştı ve sessizce kulağıma; bence siz de yastığınızı yanınıza alın öğretmenim dedi. İçimden bir kahkaha kopsa da gülümsememi bir tebessüme gizledim yine.

Teşekkür ederim bunu dikkate alacağım, dedim . 

Anladım ki bir kez daha, çocuklar en saf eğitimi verir yetişkinlere.
Özümüzü gösterirler kendimize. 

Sevil Koçarslan Özdemir

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen adınızı giriniz