Kaş’a Nisan yağmurları nihayet geldi. 

O da 23 Nisanı beklermiş meğer. 

Biz çocukken böyle uzun süreli hava tahminleri yoktu, o yüzden bilemezdik 23 Nisan yağmurlu mu yoksa bayram havası mı olacak. Hazırlıkların heyecanına bir de yağmur endişesi karışır ve hepsi birden küçücük yüreklerimize sığmaz taşardı. 23 Nisan yaklaştıkça geceleri gözüme uyku girmez, “Allah’ım n’olursun 23 Nisanda yağmur yağmasın,” diye dua ederdim. Bazen tutmazdı dualarım tabii. 

Bir keresinde kabakulak olmuştum ve ömrümde ilk ve son kez seçildiğim “Bir İçim Su” adlı “rond”  provalarına katılamadığımdan, bayram günü kenardan gözleri dolu, boğazım tıkanık izledim arkadaşlarımın dans gösterisini. Grubun bir örnek giydiği kırmızı üzerine beyaz minik çiçekli basma entari rüyalarıma girmişti de, iyileşince annemle Ulus’taki Sümerbank’a gidip aynı basmayı bulmaya çalışmıştık. Benzerini bulduk, babam benzer bir entari dikti bana ama aklım hep o gün arkadaşlarımın giydiği entaride kaldı. 50 yıl sonra, bugün bile gözümün önünden gitmiyor o minik çiçekler.  

Dün 23 Nisandı, hava pırıl pırıldı. Dedim ki içimden, ne güzel bir 23 Nisan günü ama çocuklar içeride. Hüzünlenmedim değil; tam bayram havası ama çocuklar en fazla balkonlarına çıkabiliyor, o da varsa tabii. Neyse moral bozmak yok, çok 23 Nisanlar görecek bu ülkenin mücevher gözlü, aydınlık yüzlü çocukları, kısacık çocukluklarından bir 23 Nisan eksilse de diye teselli ettim kendimi.

Bu sabah yağmurla uyanınca güne, “hah yağsın doya doya, iyi ki dün yağmadı,” diye geçirdim önce içimden sonra güldüm kendi kendime… Zaten gülünce insan, güneş açar içinde derler ya, benim de güneşler açtı içimde, yağmura aldırmadan dolaştım bahçede aylak aylak. 

Yağmuru özlemişim, yollarda yürümek isterdim uzun uzun, yasak olmasa. Yeni yeni olgunlaşan yenidünyalardan yedim, biraz da karadut topladım eliminin mora boyanmasına aldırmadan. Dökülen limonları topladım. Hızlandı yağmur, iyice ıslandım, “Nisan yağmuru bu, yaşasın, şifalıdır,” diye düşündüm, sevindim.  

Sahi, şifalıdır diye eskiden Nisan’da yağmur sularını biriktirir birkaç hafta saçımızı o sularla durulardık, saçımız daha da parlamış gibi görünürdü gözümüze nedense. Onun aslında gençliğin parıltısı olduğunun ayrımına varamazdık tabii. 

“Nisan yağmuru şifalıdır” kabulünün bilimsel bir dayanağı var mıdır bilmem ama bu bunlu günlerde benim ruhuma iyi geldi; susamış toprağa nasıl iyi geldiyse. 

Meral Çiyan Şenerdi

Kaş, 24 Nisan 2020   

6 YORUMLAR

  1. Çocuksu bir gözle o çiçekli kırmızı basma elbisenin anlatımı, bayrama katılamayınca o gözden akan yaşlar ne de güzel çocukluğumu yalattı bana. Ama bir de yağmur, o Nisan yağmuru ile pırıl pırıl saçlar çocukluğun askında ne kadar pırıl pırıl olduğunu hatırlatıyor bana. Ve işte o parlak çocuklar geleceğin ışığı olup bizleri insan yapıyor. Bu hikaye beni çocukluğumdan alıp 50 yıl sonrasındaki insana geri getirdi hem de pırıl pırıl duygularla. Hem de bu karantina günlerinde

  2. Hep yağmur yağardı, ne rugan ayakabılarımız kalırdı çamurlanmadık, ne saçlarımızdaki lüleler, yine de mutluyduk, hayatımızdaki her yağmur’un bize ozmaanlarki gibi güzellikler hissettirmesini dilerim. Yüreğine ve kalemine sağlık sevgili Meral hanım.

  3. Öncelikle sizleri kutluyorum. Siteniz hayırlı olsun.
    Yazını okurken benim de çocukluk 23 Nisan Bayram anılarım gözümde canlandı. İlkokul 3.sınıfa kadar Babamın asker görevi nedeniyle hep Anadolu’nun muhtelif kasabalarında bulundum. 23 Nisan’larda ise hep kısa pantalonum ile kürsülerde şiir okuyan halimi hatırlıyorum. Bir de pırıl pırıl Atatürk ilkelerine bağlı aydınlık öğretmenlerimizi…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen adınızı giriniz