İlk kalp kırıklığı değil de oldu bir şeyler işte.
Her seferinde mi acıtır insanı. Evet sanırım.

Şimdi arkada havlayan minnacık bir köpek, yok yere. Bazen ne çok öfkeleniyoruz, sebepsiz… Bazen o öfke tüm düşüncelerimizi, duygularımızı değiştiriyor da fark ediyor muyuz acaba? Kaybedince mi anlıyor insan ne istediğini? Ya da ne istiyoruz?

Günlerden bir gün, eski zamanlardan bir arkadaşımla, seçmekle ilgili bir akşamda, ta uzaklardan başka bir arkadaşım ile beni kendilerinin hiç bilmedikleri bir yolculuğa çıkardılar.
Dedi ki,
birşey istiyorsan içinde yoksunluk vardır,
sen seç.
Dan diye vurdu yüzüme.
Tam da ihtiyacım olduğu o an, hızır gibi yetişmişti.

Sonra deniz kenarına geçtim, uzatsam ayaklarıma değecek dalgalı bir deniz, yıldızlar tepemde bir örtü, arkamda loş bir ışıkta tek tük insanlar, yemeklerini ağır ağır yemişler oturuyorlar, her şey dingin, olması gerektiği gibi, olduğu yerde, ne eksik ne fazla…
İyi ki gelmeyi seçtim.

Geçen gün bir arkadaşım sormuştu, en son iyi ki dediğin şey neydi diye, cevap verememiştim. Sarsılmıştım, nasıl yani, cevabım yok muydu?
Şimdi var.
İyi ki;
o iskeleden ergenler gibi çığlık çığlığa atladığım, sabahın körü kimsecikler yokken denize girdiğim, küçük kızlarla spontan sohbet edip adaşımla tanıştığım, kafamı temize çektiğim o gün batımını, o çocuk naifliğini yaşadım…

Hayat andan ibaret.
Şimdi.
İyi ki…

16.07.2020

İnci Damla Çiyan

2 YORUMLAR

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen adınızı giriniz