Bir varmış bir yokmuş denilen o kısa anlardan birinde bir yeşil top çıkıvermiş ortaya. Nereden geldiği hiç bilinmeyen, bilinmeyenin ötesinden yuvarlanıp gelen bu top, komşunun bahçesine düşmüş diye tahmin edilebiliyordu ancak. Anlatılanlara bakılırsa uzaydan düşmüş de olabilirmiş. Çeşitli düşünceler üretilmiş üzerine; uğursuz top, şimşek topu, şeytan oyuncağı, cehennemden gelen…

Tabii bu tanımların her birinin bir hikayesi de varmış . Kime çarptıysa bu top ya da kim ellediyse bu topa hayatında olumsuz ve can sıkıcı deneyimler yaşamış.

Anladım ki; “Ben bu topa girmem”  diyenlerin hepsi bu top sayesinde halı sahada maç yapmış.

Benim bu topla tanışmama gelince… Hikaye uzun . Masum bir oyunla başlayan fakat sonrasında golü yeme ihtimalimin yüksek olduğu bu turnuvada yeni rakiplerle maç halindeyim desem yanlış olmaz . Topu kime atayım diye düşünmeme gerek olmuyor bazen ortaya sallıyorum birinin kafasına gözüne karnına çarpabiliyor. Yaramaz bir çocuk gibi. Bazen de pas atıyorum çok azı anlıyor bu pası.

Gözle görülemeyen bu topu sadece hissedebilir insan ki; hissettiğinde midesine oturmuştur çoktan. Hazmetmesi zordur, ağrılara kramplara neden olur. Sindiremez insan yaşadıklarını. Bu huzursuzluk anlayıştan uzaklaştırır insanı ve hassaslıktan ziyade hastalık oluşur ruhunda. Bu hastalıktan Ruh, öğrenmek için bir fırsat bulduğunu hisseder. Ve çevresinde olup bitenlere daha duyarlı olur. Alıngan veya saldırgan olması bu topu hareketlendirir.

Top başka bir vücuda geçmek için mideyi zorlayınca; kalp de yorulduğundan, zihinle münazara edemeden tepki veririz. Bu tepki diğer bedenin ruhunda bir uyanışa neden olurken topu da oraya paslamış oluruz. Artık o yeşil top karşı tarafa geçmiştir ve kendi konusu sahaya çıkmıştır. Maç başlamıştır.

Bu yeşil topun görevi huzursuzluk getirip kalp ve zihin gücünü test etmektir. Yani düşeni ayağa kaldıran. Biri gelir mi diye beklemek veya hakem sarı kart kırmızı kart verir mi diye ummak yerine kendi başına ayağa kalkabilmektir. Adeta küllerinden yeniden doğan bir Anka kuşu misali  Simurg olabilmek.

Simurg demişken bilmeyenler hala var mıdır bilemem ama bi de bunu anlatamam. Kendiniz araştırırsınız.

Gelelim bana bu topu verene…

Bu yeşil topu bana vermiş olan arkadaşımla artık görüşmesek de iftiraları ve hakaretleriyle beni bir nevi bağışıklık testinden geçirdiği için ona müteşekkirim. İyi ki bu yeşil topu attı bana, böylece kendi gücümü gördüm. Hastalandım, kendimi iyileştirdim. Yıkmaya çalıştı daha da sağlam ayağa kalktım, güvenimi zedelemek istedi daha samimi tutundum sevdiklerime, sevgimi sınadı aşkı buldum sayesinde, hepsi bu yeşil topun sayesinde.

Yani biri size bir yeşil top atarsa pas gelmiş gibi sevinin ve golü çakın .

Gol yemekten daha iyidir gol atmak.

 

Sevil Koçarslan Özdemir

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen adınızı giriniz