Biraz aceleci minik bir serçeyim. Bir akşam annem bana “Yarın sabah sana uçmayı öğreteceğim.” dediğinde çok ama çok heyecanlandım. O heyecanla zamanı geldi demek ki deyip kendimi yaşadığımız çatıdan hoooop bırakıverdim. Ama uça uça karşıdaki pencerenin kenarına kadar uçabildim. Az kalsın aşağı düşüyordum çok korktum. Ötüp yardım da isteyemedim. Cesur olup sabahı beklemeye karar verdim. Annem sabah beni bulur. Hem sabah bana uçmayı öğreteceğine göre kanatlarım güçlenmiş olur. Baktım pencere açık, içeri atladım. Pencerenin kenarında gezinirken de yere düşüverdim karanlıkta. Kendime kuytu bir köşe bulup havanın aydınlanmasını beklemekten başka çarem yoktu.

Sabah olmuş, içeriden tıkırtılar gelmeye başlamıştı. Ben de cama doğru gitmeye çalışırken kapı hızla açıldı. Olduğum yerde kalakaldım. Küçük zeytin gözlü bir kız şaşkınlıkla bana bakıyordu. Ben de ona tabi. Küçük kız şaşkınlığı geçince koşarak odadan çıktı. Eyvah dedim. Şimdi ne olacak. Koştum en yakın kanepenin altına. Biraz sonra annesi ve babasıyla geri döndü. Odada beni aradılar. Babası beni saklandığım yerde buldu, bana yaklaştı ve beni yerden nazikçe aldı. Kaçamadım. Beni şefkatle tuttu babası. Sonra balkonda büyük bir kutuya koydular. Acıkmış ve susamış olacağımı düşündüler ki bana hemen su ve yiyecek getirdiler. Haklılar çok acıktım ama ben kendi kendime yiyip, içemem ki. Annem yedirirdi bana. Yiyemediğimi farkedince hemen çözüm üretmeye başladılar. Korksam da yedim.

Küçük kız sürekli gelip bana bakıyor. Bana karşı çok nazikler ama korkuyorum. En küçükleri bile kocaman bu insanların. Sürekli annesine ve babasına neden ötemediğimi soruyor. Doğuştan böyleyim ben. Duyabiliyorum bütün sesleri ama sesim çıkmıyor bir türlü. Ötebilseydim annem şimdiye bulurdu zaten beni. Ötemediğim için, belki annem beni görür diye kutudan çıkardılar, balkonun içinde dolaştım durdum ama göremedi. Sağa sola telaşla uçtuğunu görüyorum, seslenişini duyuyorum ama beni göremedi. Yakında olduğunu bilmek bile iyi geldi. Bir iki güne uçarım zaten. Kimsenin bana zarar vermeye niyeti de yok.

Bu evde üçüncü günüm. Kutuda bir örtünün altında yaşıyorum. Kendimi daha güvende hissediyorum. Bütün gün ara ara uçma denemeleri yaptım ama olmadı. Akşam olup hava kararınca kanatlarımda bir güç hissettim. Uyuyup dinlenmeye karar verdim.

Sabah gözlerimi açtığımda heyecanla kanatlarımı çırptım. Evet oldu işte uçabiliyordum. Küçük kıza bir hoşça kal demeyi çok isterdim ama annemi de çok özlemiştim. Kanatlarımı hızlı hızlı çırparak karşı çatıdaki yuvamıza uçtum. Annem beni görünce çok sevindi. Sarıldık, mutluluktan ağladık. Olanı anlatamadım ama olsun. Sonunda yuvadaydım. Mutluydum.

Diğer yandan aklım küçük kızda kalmıştı. Kutunun içinde beni göremediğinde üzülecekti. O esnada küçük kızın sesini duydum, beni arıyor bana sesleniyordu. Uçtum hemen balkonun kenarına kondum. Uçtuğumu görünce çok sevindi. Birbirimize tatlı tatlı baktık. Ona cıvıl cıvıl şarkılar söyleyerek sevgimi göstermeyi çok isterdim. Ama bu küçük kız bana sadece bakışlarımla da sevgimi ifade edebileceğimi öğretti. Yuvama dönme zamanım geldiğinde kanatlarımı çırptım, balkonun önünde bir kaç kez dönüp yuvama uçtum. O da arkamdan el salladı.

Tuğba Sezer

Resim Görseli: Matvey Andosov

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen adınızı giriniz